remzi's profileDİKKAT...!HAYAT SINAV AL...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    April 30

    ATATÜRK'TEN SONRA, TÜRKİYE,ÜSTÜNDE Kİ OYUNLAR.

    ATATÜRK SONRASI TÜRKİYE :
     
     
     
    10 Kasım 1938,Büyük Önder Atatürk'ün, bu Dünya'dan ayrılmasiyle, İç ve dış güçler,derhal hareketegeçerek, Türkiye'nin,Eğitim,sağlık,adalet,
    Devlet kurumlarına,etki ederek, Halkın ve Devle'tin yaşam,kalitesini bozmuşlardır.
     
    A- Faydalı bilimler, Din Bilimleri,Birlik beraberlik,Dayanışma,..Doğayı bozmaya,Rüşvete,kurnazlığa,Köşe dönmeceğe,Menfaate,yönetilmiştir.
    B-Devlet-Hükümet,yönetimleri,52 partiye bölünerek,iç dinamikler yıpratılmıştır.
    C-Azınlıklar,havadan kazananlar,vergi kaçıranlar,Nufuz ve güç sahipleri,rant peşindekiler ihya olmuştur.
    D-Dürüst-Adaletli-Bilim sahibi,din ve vicdan sahipleri hep dışlanmışlardır.
    E-Toplum, A-B-C-D Bentlerindekileri örnek alarak,yarışarak,çoğunluğun ahlak yapısı ve İnsanlık kalitesi düşmüştür.
    F- Bu olumsuzluklara,isyan eden,akıl ve vicdan sahipleri,büyük zulüm görmüşlerdir.
    G- Hiç ses çıkarmayanlar,Yanlışlara geçit verenler,menfaatlerine tapınanlar,ihya olmuşlardır.
    H-Zamanla,sosyal ve ekonomik iç kavgaların faturası, asker ve güvenlik görevlilerine bırakılmıştır.
    I- Türkiye'yi, Amerika-Rusya-Avrupa Bloklarına sokmak isteğen, Cesur ve Bilgisiz evlatlarını,Harcamıştır.
    J- Olması gereken yaşam ve Taklitçi, eğitim için,Dünya düşünür iken,Türkiye onları örnek almaya devam etmektedir.
    K-http://remziaktas07.spaces.live.com Alanımdan,gerçekleri,okuyabilirsiniz.
    L-Cesaretsiz din adamları, Gerçekleri ve İlahi Yasalar olan,Kitabı-Doğayı, yeterince savunup,Yanlışlara dur diğememişlerdir.
     
    YÜCE ÖNDER ATATÜRK'ÜN, 3ŞUBAT 1923 İZMİR HUTBESİNDEN,HALEN GÜNÜMÜZ,MÜSLÜMANLARI GAFLET İÇİNDEDİRLER.
    ''Bizim Dinimiz en makbul, en tabii bir dindir. ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir Dinin tabii olması için akla,fenne,ilme ve mantığa
      uygul olması gerekmektedir. Bizim Dinimiz tamamen bunlara  mutabıktır,,
     
    7ŞUBAT1923 BURSA ULU CAMİİ HUTBESİNDEN,
    ''Efendiler,Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın,yatıp kalkmak için yapılmamıştır,Camiler,itaat ve ibadet ile beraber ,
    Din ve Dünya için neler yapılmak lazım geldiğini,düşünmek,yanlız meşveret için yapılmıştır.,,
     
    SONUÇ: Halkın ve Devletin Eğitim-Vicdan-İnsanlık-Doğa-Din kalitesi Düşmüştür.
                    Atatürk sonrası, İç ve dış Güçler, Kıymetli,dürüst,kaliteli insanları,yokedip yıpratmış,Cahil ve bencilleri,gösteriş,para,makam düşkünlerini ihya edip güçlendirip, Olumsuzlukları ve çekişmeleri, eğemen kılmışlardır. Bilinçli din ve Toplum Birliğini bozmuşlardır.
    Türkiye toplumunu birbiriyle kavgalı ve çekişmeli kılarak,Türkiyeyi zayıflatarak,mikro organizmaların hedefine sürüklemişlerdir.
     
    KURTULUŞ ÜMİDİ FAZLASİYLE VARDIR:
    1-DÜRÜST-ADALETLİ-BİLİM VE AHLAK SAHİPLERİNİN, EĞEMEN OLMASI GEREKMEKTEDİR.
    2-FAYDALI BİLİMLER,ADALET,VATAN VE MİLLET UĞRUNA,AHLAK UĞRUNA AĞIR FATURA ÖDEĞENLER,GETİRİLMELİDİR.
    3-BU EĞİTİMLE, BU ABD-AB. HAYRANLIĞI İLE, SADECE,DOĞAYI VE DÜNYAYI YOK EDERİZ. DOĞA ALLAH'IN YASALARIDIR.
    4-MAL VE HİZMET KARŞILIĞI  BASILAN PARA,1938-2009 YILLARI EKSİK GÖSTERİLİP,MİLLİ GELİR ÇALINMIŞTIR
    5-TÜRKİYE MİLLİ GELİRİNİN % 73'Ü,HALKIN  %17 'SİNE, GERİKALAN %27 GELİR,HALKIN, %83 'Ü'NE,DÜŞMEKTEDİR.
    6-OKULLARI DERECELERLE BİTİRENLER,DIŞ ÜLKELERDEN BİLİM ÖDÜLÜ ALANLAR, TÜRKİYE'DE HARCANMIŞLARDIR. 
    7-YÜCE DİN VE MEZİYETLERE SAHİP,BU ASİL MİLLET, HER DÜŞMANLIĞA KARŞI, 7 DEVLETLE SAVAŞARAK,KAZANMIŞTIR.
    8-YUNANLILARA-ERMENİLERE-TÜRKİYEDE'Kİ ,200 YIL ÖNCESİ,ARAZİLERİ VERİLMİŞKEN,ADANA VE KARS'TA Kİ,VE DİĞER
        BÖLGELERDEKİ, ZİLYEDLERE VE OSMANLI TORUNLARININ,  HAK DAVALARI,ALEYHLERİNE SONUÇLANMIŞTIR.
    9-BÜROKRASİ CANAVARI, DIŞ VE İÇ DÜŞMENLARCA RÜŞVET ÇARKINA SOKULAN, 5 TRİLYON DOLAR VE MİLYONLARCA
       İNSANIN VEBALİ VE MASUMİYETİ İNLEMEKTEDİR. (Bu konuda, elimizde çok önemli belgeler mevcuttur.)
    10-TÜRKİYE'NİN  TRİLYONLARCA DOLAR MENFAATLERİ ÇALINIRKEN, KÜÇÜK HESAPLARLA UĞRAŞANLARIN,AKLINA VE
       DİPLOMASINA, BUNLARI GÖRMEĞENLERİN VİCDANINA ŞAŞARIM.
     
     
    EN ÜSTÜN SAYGI VE SEVGİLERİMLE.

    Comments (2)

    Please wait...
    Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
    You didn't enter anything. Please try again.
    Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
    To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
    Your parent has turned off comments.
    Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
    You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
    Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
    Complete the security check below to finish leaving your comment.
    The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

    To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


    Don't have a Windows Live ID? Sign up

    HÜLYAwrote:
    Atatürk yaşasaydı İsrail olmazdı!
    Her gün, “Gizlenen bir Atatürk” le karşılaşıyoruz..
    Yıl 1926’dır.
    Daha önce (1924) Mekke’yi ele geçirip Hz. Peygamber(s.a.v)’in kızı Fatım’a’nın doğduğu ev ile Peygamberin namazgâhını tahrip edip, ilk Müslümanların Mekkeli müşriklerden gizlice toplandıkları Erkâm’ın evi kapısına kilit vuran Vehhabiler, Medine’ye yöneldiler. Vehhabi Faysal, Arabistan’ın en fanatik Vehhabilerinden olan Faysal Derviş’i Medine üzerine gönderdi.
    Mesele uzun...

    Netice olarak on ay kadar süren bir kuşatmadan, Vehhabi kuşatmasından sonra direnemez hale gelen Medine, düştü. Fanatik Vehhabi kadı Abdullah bin Büleyhid, Medine’de “şirk ve bidat odağı” olarak değerlendirdiği mezar ve türbe taşlarını yerle bir etmeye başladı. Baki Kabristanı da bu yıkımdan nasibini aldı. Sıra Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın türbesine gelmişti ki, İbni Suud buna mâni oldu.

    İşte tam bu noktada biz, bizden gizlenmiş bir Atatürk’le daha karşılaşıyoruz. Devamını, ART’de anlatan Nevzat Yalçıntaş’tan dinleyelim.
    Bir gün, Dışişleri Bakanlık Arşivi’nde araştırmalar yapan Münir Bey telefonla Yalçıntaş’ı arar:
    “- İlginç bir belgeyle karşılaştım, bunu size mutlaka göstermem lâzım!”
    “O sırada” der Yalçıntaş, “Benim çalıştığım Başbakanlık binası ile Dışişleri binası aynı yerdeydi. Münir Bey atlayıp geldi. Çok heyecanlıydı”
    Yalçıntaş da Münir Bey’in gösterdiği belgeyi görünce çok şaşırır. Belge, bir “Telgraf metni” dir. Henüz kurulan Suudi Devleti kralına gönderilmiştir. Altında Atatürk’ün imzası vardır ve şöyle demektedir:
    “- Hazreti Muhammed’in mezarının yıkılacağını derin bir üzüntüyle öğrendim. Bu kutsal emanete asla dokunamazsınız. Bir tek taşının bile zarar gördüğünü duyarsam, orduyu aşağıya gönderirim!”

    İşte Türk milletinden gizlenen Atatürk bu.
    Laik ve Atatürkçü geçinenler de bu Atatürk’ü Türk milletinden gizliyorlar, Suudi dostları, Büyük Ortadoğu Projesi taşeronları da.. Birilerine göre Atatürk’ün Allah(c.c.) ve Muhammed(s.a.v)’le hiç alakası yok, ötekilere göre ise Atatürk “Deccal!”, Vatikan’ın elini öpenler ve “Ankara’nın şerrinden Brüksel’in şefaatine sığınıp, “Süpürmeyin kullanın” diyenler ise mücahit..
    Yani her iki taraf da Atatürk’ü dinsiz göstermek, yani milletten koparmak için ittifak halindeler de, farkında değiller; yahut da farkındalar da, biz bu işlerin farkında değiliz?!

    1937 yılında Bombay Chronicle gazetesinde rahmetli Atatürk’ün 1937 yılında TBMM’de yaptığı bir konuşma bakınız nasıl haberleştiriliyordu:
    ” Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz, vakıa birkaç sene Araplardan uzak kaldık, fakat şimdi kendimize kâfi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslâmiyet’in mukaddes yerlerinin Musevilerin ve Hıristiyanların nüfuzu altına girmesine mâni olacağız. Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki, buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz!
    Yani, Müslüman yurdunda Yahudi devleti kurdurtmayacağız, diyordu rahmetli.
    Devam ediyordu:
    “Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslâmiyet’e lâkayd olmakla itham edildik. Fakat bu ithamlara rağmen Peygamber’in son arzusu, yani mukaddes toprakların daima İslâmiyet hâkimiyetinde kalmasını temin için, hemen bugün kanlarımızı dökmeye hazırız. Ceddimizin Selâhiddin-i Eyyûbi idaresi altında, uğrunda Hıristiyanlarla mücadele ettikleri toprakların, yabancı hâkimiyeti ve nüfuzu altında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün, -Allah’ın inayetiyle- kuvvetliyiz..”

    İşte “Gizlenen Atatürk’ümüz” bu..
    Bu kararlılığı da öldürülme sebebi oldu.
    Yani o, Allah-u âlem, şehittir.
    Öyle olmasaydı son sözleri, “Ve aleykümselam” olur muydu..
    O, öldü yahut öldürüldü, Türkiye’ye bir haller oldu.
    Ne haller olduğunu da Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandi çok güzel özetler:
    “-Biz Türkiye Cumhuriyeti’ni, dünyanın en güçlü devletlerini dize getiren bir büyük devlet olarak tanıdık. Türk Milleti’nin emperyalistlere karşı verdiği mücadeleden ilham da aldık. Fakat Atatürk öldükten sonra Türkiye küçük bir Balkan devleti derecesine düştü!”
    İnsanın içi yanıyor. COK TESEKKÜRLER YARARLI BILGILERINIZ ICIN
    Apr. 30
    Aziz dostum. o kadar hassas noktalara deyinmişsiniz ki, sizi taktir etmemek mümkün deyil.
    Ne yazık ki, halkımız o kadar vurdum duymaz olmuş ki; deyerli şeylerden ziyade, gereksiz romantik şeyleri
    okumayı yeyliyor. Sizi, içtenlikle tebrik ediyorum remzi bey kardeşimiz.
    Apr. 30

    Trackbacks (2)

    The trackback URL for this entry is:
    http://remziaktas07.spaces.live.com/blog/cns!6F70601D4067E046!2741.trak
    Weblogs that reference this entry